Diğer dispatcher, Ceren İklim Oktay (solda), havaalanındaki diğer görevlilerden farklarını şöyle açıklıyor:
“Tabii tüm bu bilgilerin çok önceden hazırlanması, önceden hazırlık yapılması lazım. Kule görevlileriyle farkımız, onlar pistelere inen uçaklar arasındaki koordinasyondan sorumlu. Bizim işimiz ise şirketimizin uçaklarının en güvenli şekilde uçmasını sağlamak. Yani yalnızca iniş ve kalkışta değil, tüm uçuş boyunca uçaklarımızı takip ediyoruz. Uçağı uçurmak öyle birkaç saatlik iş değil. zaman zaman bir hafta öncesinden hava durumunu, o bölgede yapılacak askeri tatbikatları, başka havayollarının uçuşlarını tek tek takip etmeye başlamak gerekiyor.”
Gökçe Çiçek ve Ceren İklim Oktay’ın işi aslında, diğer dispatcherlardan birazcık daha zor. çünkü Borajet’in sahibi olduğu ATR72-500 ler Türkiye’ye ilk kez getirilmiş.
Uçakların özelliği, hem jet motoru, hem de pervaneye sahip olmaları. Özellikleri dağlarla çevrili olan zorlu havaalanlarına, kısa pistlere hiç zorlanmadan inebilmeleri.
İşte bu yüzden dispatcher’ların zaman zaman oldukça detaylı incelemeler yapmaları, Tokat, Trabzon gibi zor havaalanlarına inişler, bu rotalardaki uçuşlar için daha fazla titizlenmeleri gerekiyor.
“ÖZEL HAYATIMIZ YOK”
Havacılık her ikisi için de bir tutku. Zaten ikisi de aileden havacı. Oktay’ın babası Türk Hava Kuvvetleri pilotu, Çoban’ın ise abisi Borajet’in pilotlarından. Ceren İklim Oktay sadece dispatcher olarak hızını alamamış, bir de üzerine uçuş brövesi edinmiş, yani o da aslında pilot sayılır.
Mesleklerini oldukça karizmatik buluyor, “zorluklarına rağmen seviyoruz” diyorlar. İşlerini o kadar çok seviyorlar ki; bekarlar, hatta erkek arkadaşları bile yok. İkisi de durumdan şikayetçi değil. Gökçe Çiçek Çoban işleriyle evli olduklarını söylüyor ve ekliyor:
“Mesleğimizin en ilginç tarafı bunu bilmeyen insanlara anlatmamızdaki zorluk ve bir de üstüne üstlük kadın olmamız. Çünkü 7/24 hizmet veren bir bölüm olduğumuzdan, gece gündüz nöbet sisteminin gerektirdiği uzun çalışma saatleri, buna bağlı yoğun stress... Pilotların tek bir uçuştan sorumlu olmasına karşın bizim birçok uçuşu aynı dikkat ve özenle dispatch etmemiz gerekiyor. Özel hayatımızda acı tatlı ne olursa olsun göreve geldiğimiz anda yüzlerce insanın can güvenliği açısından konsantrasyonumuzu ve dikkatimizi yüksek seviyede tutup işimizi tüm ciddiyetimizle yaparız. Belki de bu yüzden hala bekarız.”
KADININ KULLANDIĞI ARABAYA BİLE BİNMEM
Yolcular kadınları daha çok yolcu kabininde ağırlıklı olarak da hostes olarak görmeye alışkın. Ama dispatcherlar zaman zaman uçuşlara da katılıyor, kokpitte yerlerini alıp gerekli gözlemleri yapıyor. Ceren Çiçek Çoban katıldığı bir uçuşta aldığı tepkiyi gülümseyerek anlatıyor: “Yine katıldığımız bir dispatch uçuşunda, uçak kapılarını kapattıktan hemen sonra yolculardan bir beyefendinin kabin görevlimize ‘İndirin beni, ben kadının kullandığı arabaya bile binmem, kadın uçuruyorsa indirin beni’ şeklindeki tavrı bizi çok neşelendirmişti. Kendisine gerekli açıklamayı yaptık, rahatlattık, sonra güvenli bir şekilde uçuşa devam ettik.”
NASIL DISPATCHER OLUNUR?
Ceren İklim Oktay aslında bir iktisatçı, Gökçe çiçek Çoban da tekstil mühendisi. Farklı bilimdallarının eğitimini almışlar ama gönülleri havacılıkta kalmış. Dispatcher olmak için uzun ve detaylı eğitimler almışlar.
Eğitimler basit değil, çünkü bir dispatcher, uçak teorisi, sivil havacılık kuralları, aerodinamk, uçak aletleri ve uçuş kontrolleri konularına hakim olmak zorunda. Ama en önemlisi havacılığı sevmek ve çok çalışmaya hazır olmak.
Nevşin Mengü/Hürriyet